|
|
|
Düzce turizm alanında adini duyurmaya ve yabancı turistlerin de ilgisini çekmeye başladığı bir dönemde üst üste yasadığı deprem felaketi ile yıkıldı. Deprem sonrası il olan Düzce’de öncelik deprem yaralarının sarılmasına ve şehrin yeniden yapılandırılmasına verildi. şehrin yeniden yapılandırılmasından sonra ekonomik alanda kalkınma aşamasında, turizmin de etkili olmasını bekliyoruz.. Ankara-İstanbul yolu üzerinde bulunan Düzce, Abant, Kartalkaya, Yedigöller, Gölcük, Akçakoca gibi turizm merkezleri ile çevrelenmiştir. Önceleri “deniz-kum-güneş” ile sinirli kalan turizm anlayışının, son yıllarda değişime uğrayarak, “yayla-dağ” turizminin önem kazanmaya başlamasıyla, Düzce ve çevresindeki doğal güzelliklerde bu alanda gündeme gelmeye başlamıştır. Düzce bu anlamda yaylaları, gölleri, denizi, ormanları, ırmakları, tarihi ve doğal anıtları ile bir bütün halinde düşünülmesi gereken bir “Turizm Cenneti”dır. Alternatif turizm olanakları tarihi ve doğal güzellikleri ile dikkat çeken Düzce, turizm için alternatif alanlar yönünden de zengin bir yapıya sahiptir. Coğrafi konumu itibariyle de oldukça cazip bir merkezde yer alan Düzce, tarih eserler yönünden taşıdığı zenginliğin yani sıra, çevresindeki geniş ormanlık alanlar arısındaki yaylaları, birbirinden ilginç selaleleri, uzun sahil şeridi ve kumsalları, doğal mağaraları, rafting sporu ile adini duyuran Büyük Melen’i, yelken yarışları, su sporları ve olta balıkçılığı yapılabilen Hasanlar Baraj Gölü, 150’ye yakın kuş türünü barındıran Efteni Gölü Kus Cenneti, yıl boyunca kari eksilmeyen Kardüz yaylası ile şehir kalabalığı ve beton yığınlarından uzakta tabiatla iç içe, tatil yapmak isteyenler için alternatif alanlar sunuyor. TURİSTİK YERLER
Efteni Gölü: Efteni gölü, su kuşlarının göç yolu üzerinde olması sebebiyle "yaban Hayati Koruma Alanı" olarak ilan edilmiş, 150'yi askın kuş türü barındıran harika bir yerdir. Samandere Şelalesi: Düzce ili yağışlı bir iklime ve çok sayıda akarsuya sahip olduğundan, pek çok şelaleye de sahiptir. Bunlardan bazıları; Samandere Şelalesi, Cumayeri-Dokuzdegirmenköyü Şelalesi, Sariyayla Şelalesi ve Aktas şelalesi. ayrıca çok sayıda yaylaya da sahiptir.
Güzeldere Şelalesi: Güzeldere Şelalesi, Düzce’nin Gölyaka ilçesinin sınırları içerisinde Düzce’ye 28, Gölyaka’ya ise 16 km mesafedeki Gölyaka Güzeldere Köyü’ndedir ve rakımı 630 metredir. Güzeldere Köyü7nden geçen Biçki Deresi üzerinde bulunan Güzeldere Şelalesi 135 m. yüksekliktedir ve estetik yönden yörede ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Güzeldere Şelalesi Orman Bakanlığı Milli Parklar ve Av-Yaban Hayati Koruma Genel Müdürlüğü tarafından “Orman İçi Dinlenme Yeri” olarak tescil edilmiştir. Elmacık Dağı (1700 m)’na uzanan bu şelale ve çevresi orman yapısı ile de dikkat çekmektedir. Şelalenin bulunduğu alanda, Kayın, Gürgen, Köknar, Porsuk, Sarıçam, Karaçam, Kestane, Ihlamur, Akçaağaç, Dişbudak, Ceviz, Orman Kavağı, Orman Söğüdü, Orman Gülü, Kara Yemiş, Papaz Külahı ağaçları; Böğürtlen, Üvez, Alıç, Taflan, Kantaron Otu, Kardelen, Arap Sümbülü, Siklamen, Menekşe, Düğün, Eğrelti, Fiğ, Burçak gibi bitkiler de görülmektedir. Yaban hayati yönünden de bu bölge zengindir. Boz Ayı, Kurt, Tilki, Çakal, Vaşak, Karaca, Geyik, Yaban Domuzu, Sansar, Karatavuk ve Ağaçkakan gibi hayvanlar da bu bölgede görülmektedir.
Aktaş ve Sarıyayla Şelaleleri: Akçakoca ilçesine bağlı Aktaş ve Sarıyayla Köyleri sınırları içinde bulunan şelalelerin çevresi, piknik ve yürüyüş yapmak için ideal ortamlar sunmaktadır. Düzce’nin kuzeyinde ve Karadeniz kıyısında yer alan şirin ilçesi Akçakoca, bir tatil ve turizm cennetidir. Karadeniz sahilinde doğal yapısı ile dikkat çekin bu ilçe yaz ayları boyunca özellikle çevre ilçelerde yasayanların ve bir çok turistin uğrak yeridir. Pırıl, pırıl denizi ve yalnızca Akçakoca’ya özel ince, kara kumu gerçekten övgüye değerdir. Bu sahil şehrinde çok sayıda kaliteli otel, pansiyon, kamping ve restoranılar turizme hizmet vermektedir. Melenagzi Köyü ve plajı Akçakoca’nın 13 km batısında bulunan bu Melenagzı Köyü’nde balıkçılık hayli önemlidir .Köy içinden geçerek Karadeniz’e dökülen Melen Çayı, balıkçı teknelerinin barındığı doğal bir liman görünümündedir. Irmak boyunca teknelerle gezi imkanı vardır. Sahil boyunca geniş plajlar, kir kahveleri, gazinolar ve kamping alanları bulunmaktadır. Karaburun Köyü ve plajı Akçakoca ilçesine 10 km. uzaklıktadır. Yeşil ile mavinin içiçe geçtiği Karaburun plajı, doğal kumsalı, şirin ev ve pansiyonları, kir kahveleri, lokanta ve gazinolarıyla yaz aylarının en önde gelen dinlenme ve eğlenme yerlerindendir. Edilli Ağzı plajı Ormanla denizin adeta kucaklaştığı bu alanda geniş ve doğal plajlar, özellikle sakin yer arayanlar için ideal bir ortamdır. Çayağzı Kumpınar ve Akkaya Köyü Karadeniz Ereğli yolu üzerinde, Akçakoca merkezinin 7 km doğusunda başlayan ve sahil boyunca uzanan geniş doğal plajları büyük rağbet gören bu yörede, ormanlar arasında akan derelerde balıkçılık yapılabiliyor. Orman içi piknik ve yürüyüş alanları bulunan bölge kuş avcılığı için de uygundur. Derdin Kaplıcası: Düzce’nin 17 km güneyinde, 400 metre rakımlı, etrafı ormanlık alanla çevrili Derdin (Dolay) Kaplıcası çevresine şifa dağıtmaktadır. Kaplıcadaki su, duru, renksiz ve kokusuzdur. 2 lt/s debideki suyun sıcaklığı ise 42 derecedir. Derdin Kaplıcası özellikle mide, bağırsak, safra kesesi, karaciğer, böbrek, seker ve ayrıca deri hastalıkları için oldukça şifalıdır. Derdin Kaplıcası’nda konaklama amacıyla 15 odalı küçük bir otel de bulunmaktadır. Efteni Kaplıcası: Efteni Kaplıcası, Düzce-Gölyaka bati yolu üzerinde, Düzce’nin 18 km batısında, Efteni Gölü’nün kenarındadır. Değişik sıcaklıklarda üç havuzu bulunan Efteni Kaplıcası’nda konaklama evi ve pansiyonlarda bulunmaktadır. Kaplıcadaki suyun debisi 2lt/s, sıcaklığı ise 42 derecedir. Efteni Kaplıcası romatizmal hastalıklar basta olmak üzere bir çok hastalığı tedavi edici niteliktedir Düzce ilinde bulunan yaylalar klasik Karadeniz yaylaları niteliğindedir. Çoğunda göletlerin bulunduğu yaylalar, Pırıl, pırıl buz gibi kaynaklarıyla, el dokunmamış ormanlarıyla ve yemyeşil düzlükleriyle insanlara ferah ve temiz bir ortam sunmaktadır. Kocayayla : Düzce ile Mudurnu ormanları arasındadır. El değmemiş Çam, Köknar ve Kayın ormanları içindeki Kocayayla’ya, Düzce Samandere yolu üzerinden, orman yolundan ulaşılabiliyor. Düzce’ye yaklaşık 35 km. uzaklıkta bulunan Kocayayla’nin Abant Gölü’ne uzaklığı ise 7 km.dir. Tabiat parkı olarak değerlendirilmesi düşünülen Kocayayla’ya, geniş ve açık düzlüklere sahip olması özelliği nedeniyle gölet yapılması programa alınmıştır. Gölet yapılması halinde cazibesi daha da artacak olan 1200 metre rakımlı Kocayayla, sportif balıkçılık, günübirlik piknik, çadır turizmi ve kısa dönem içinde olsa kayak sporu için önemli bir merkez olmaya adaydır. Odayeri Yaylası: Düzce Beyköy-Uğur Köyü yolu üzerinden, orman yolunu takiben gidilen yaklaşık 1200 rakımlı Odayeri yaylası, Düzce’ye 28 km. uzaklıktadır. Bakir güzelliklere sahip olan Odayeri ormanları içinde bulunan Odayeri Yaylası'nda, Orman İsletme Müdürlüğü’ne ait konaklama tesisi vardır. Bugün için yalnızca günübirlik turizm amaçlı olarak kullanılan Odayeri yaylası, olta balıkçılığı yapılabilecek dereleri, doğal ortamı ve güzellikleri ile dağ turizmine elverişli mekanlara sahiptir. Odayeri Yaylası’nda her yıl Ağustos ayında “yayla senlikleri” düzenlenir. Ayni dönemde Odayeri Yaylası’na Düzce İzci Komitesi tarafından izcilik kampı da kuruluyor. Odayeri Yaylası’nda her yıl 19 Mayıs Gençlik ve Spor Haftası’nda, geleneksel hale gelen ve Türkiye Orman Mühendisleri Odası’nın önderliğinde gerçeklesen 'Doğa Yürüyüşü” de düzenleniyor. Torkul Yaylası: Odayeri ormanlık Bölgesi içinde kalan Torkul yaylası, Odayeri Yaylası’na 6 Km. mesafede bulunmaktadır. 1300 m. yükseklikteki volkanik bir çöküntüden oluşan bir tabii göleti de olan Torkul Yaylası’ndan Düzce Ovası’nı görmek mümkündür. Yayla’da Köknar, Kayın, Gürgen, Kestane, Akçaağaç, Karaçam gibi karışık yapraklı ağaçlar bulunur. Bu görüntüsü ile Karadeniz yaylalarının tüm özelliklerini taşıyan Torkul yaylası tabii bir ayna görünümünde olan göleti, yürüyüş ve koşu yolları ile çadırlı kamp yapmak isteyenler için ideal özelliklere sahiptir. Topuk Yayla : Kaynaslı ilçesine bağlı Biçkiyani Köyü’ne 4 km. uzaklıktaki Topuk Yayla, geniş ormanlık alanları, temiz havası ve göleti ile günübirlik geziler için ideal bir yayladır. Kardüz Yayla : Gölyaka ilçesine yaklaşık 10 km uzaklıkta bulunan Kardüz yaylası Düzce’nin en önemli yaylalarından biridir. Düzce’nin en yüksek noktalarından biri olan Kardüz Yaylasının bir diğer özelliği de karin yaz aylarına kadar yerde kalmasıdır. Bu bakımdan Kardüz yaylası kıs turizmine adaydır. Her yıl 20 Temmuz’da geleneksel olarak Kardüz Yaylası’nda senlikler düzenlenir. Halkoyunlarının oynandığı, güreşlerin yapıldığı, yürüyüşlerin yapıldığı ve konferansların düzenlendiği senliklere Türkiye’nin dört bir yanından yoğun bir katilim olmaktadır. Düzce’de bunların dışında ve en az bunlar kadar doğal güzellikleri olan Sırıklı, Balıklı ve Pürenli yaylalarda bulunmaktadır. GÖLLER, IRMAKLAR VE DİĞER DİNLENME YERLERİ
Göl ve çevresi üzerinde gerek geçici ve gerekse kalıcı kuş varlığıyla gelecek nesillere aktarılması amacıyla 580 hektarlık kısmı Orman Bakanlığı’nca “Düzce Eftendi Gölü Su kuşları Koruma ve Üretme Sahası” olarak tesis edilmiş ve koruma altına alınmıştır. Eftendi Gölü çevresinde Gölün izlenebilmesi için Kus Seyir Terasları ile ziyaretçilerin bilgi alabileceği bir de tanıtım merkezi bulunuyor. Efteni Gölü kuş türlerinin yanısıra bünyesinde ender bitki türlerini de barındırmaktadır. Gölün içinde; Nilüfer, Süsen, Düğün Çiçekleri, Kamış, Nane, Su Mercimeği bitkileri kenarlarında ise; Söğüt, Dişbudak, Kızılağaç, Çınar gibi sucul karakterli ağaçlar ilk göze çarpan bitkilerdir. Türkiye’nin 2. Kus Cenneti olan Efteni Gölü, kuşlar ve bitkiler için doğal bir habitat alanıdır. Kurugöl (Sülün Yetiştirme Sahası): Düzce’nin Üçköprü Köyü’ne 3.5 km. uzaklıkta bulunan Kurugöl ve çevresi, Orman Bakanlığınca, Sülün Yetiştirme ve yerleştirme Alanı olarak belirlenmiştir. Bu amaçla bölgeye sülün salınmıştır. Nesli tükenmekte olan sülünlerin, doğal ortamı içinde çoğalmasını sağlamak için yörede av yasağı uygulanmaktadır. Eskiden yöreye adini veren göl, çevredeki su kaynakları toplanarak yeniden canlandırıldı. Düzce ve Kaynaslı'ya hakim bir yükseklikte bulunan Kurugöl, yeni yetişen Çam, Köknar vb. ağaçlardan oluşan ormanlık saha içinde güzel bir manzaraya sahiptir. Kurugöl, günübirlik gezi ve piknik Alanı olarak değerlendiriliyor. Hasanlar Baraj Gölü: Hasanlar Baraj Gölü, Yığılca ilçesinin ulaşım yolu üzerinde bulunmakta ve sulama ve enerji üretimi amaçlı olarak kullanılmaktadır. Göl çevresi piknik yapmak için ideal bir yapıya sahiptir. Olta balıkçılığı yapılan göl geçen yıl ilk kez düzenlenen ve geleneksel hale getirilmesi planlanan “Yelken Senlikler” ile de adini duyurmuştur. Büyük ve Küçük Melen Baba Dağı eteklerinden doğup, Yığılca’dan geçerek Hasanlar Barajı’na, oradan da Eftendi Gölü’ne dökülen Küçük Melen ile gölden Karadeniz’e uzanan Büyük Melen ırmaklarının çevresi doğal güzellikleri ile yöre halkının mesire yeri olarak kullanılmaktadır. diğer yandan Büyük Melen’in içinden geçtiği Cumayeri’ne bağlı Dokuz Değirmen Köyü, rafting sporuna müsait alanları ile son yıllarda büyük ilgi görmeye başlamıştır. Şahin Tepesi (Toptepe Mevki): Şahin Tepesi Düzce’ye yaklaşık 15 km uzaklıkta, Düzce’nin güneyinde bulunmaktadır. 390-430 rakımlı tepe halk arasında “Şahin Tepesi” olarak adlandırılmaktadır. Toptepe Mevkiinde bulunan Tepe’den Düzce, Eftendi Gölü, Gölyaka kısacası Düzce Ovası kuş bakisi bir şekilde görülmektedir. Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait bir adet piknik ve gazino amaçlı tesisinde bulundu tepe, ormanlarla ve findik tarlalarıyla kaplıdır. Güzeldere Şelalesi yolu üzerindeki bu bölgede özellikle Kocayemiş, Akçakesme, Süpürge Çalısı, Funda, Kızılcık, Şimşir, Karayemis, Katran Ardıcı, Saplı Meşe, Yabani Kiraz, Yabani Erik, Orman Söğüdü, Sarıçam, Karaçam, Kestane, Ihlamur, Siklamen, Gıcır otu, Çuha Çiçeği, Kaldirik, Laden gibi karakteristik bitki türleri bulunmaktadır. Şifalı Su ve Orman İçi Dinlenme Yeri: Akçakoca – Düzce karayolu üzerindeki bulunan ve halk arasında Şifalı Su diye adlandırılan yol Kenarındaki mesire yerinde akan suyun bazı hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir. Otoyol üzerinde bulunması nedeniyle günün her saatinde dinlenme yeri olarak kullanılan Şifalı Su çevresinde orman içi yürüyüş alanları, piknik yerleri ve alış veriş merkezleri bulunmaktadır. Konuralp Türbesi Düzce’ye bağlı Konuralp Beldesinde tarihi caminin yanında bulunan türbede, 1323 yılında şehri Bizanslılardan alan Konur Alp’in türbesi bulunmaktadır. Bugün yeni bir yapı gibi görünen türbenin içinde üç mezardan birinin de Konur Alp’in yakınlarından Ali Hamza’ya ait olduğu bilinmektedir. Karaköy Türbeleri Çilimli ilçesine bağlı Karaköy’de, Kastamonulu Şeyh Saban-i Veli Hazretleri’nin müritlerinden Şeyh Aliyyül Müslihiddin, Çoban Dede ve Yabalı Hasan Dede türbeleri bulunmaktadır. Dervişlerin 16. yüzyılda bu bölgeye yerleştikleri sanılmaktadır. Cumayeri ve Ahmet Dede Türbesi Düzce’nin Cumayeri ilçesinin 3 km. güneydoğusunda, Arabacı Köyü yolu üzerindedir. Asırlık Çınar ağaçları arasında, Pırıl, pırıl akan bir derenin kıyısında bulunan bu güzel mesire yerinde, Ahmet Dede Türbesi ile ahşap tarihi bir camii ve tas bir hamam kalıntısı bulunmaktadır. Burada bulunan derenin kıyısı boyunca, findik tarlalarını görebilir ve Doğa ile iç içe olma fırsatını yakalayabilirsiniz. HALK OYUNLARI VE TURİZM FESTİVALİ Her yıl Haziranın ikinci ve üçüncü haftası düzenlenen Uluslararası Halk Oyunları ve Turizm Festivali Düzce Anıtpark'ta yapılan bir törenle baslar. Üç gün süren bu Festivalin ilk gününde yurt içinden ve yurt dışından gelen folklor ekipleri şehir merkezinde kortej halinde yürüyüş yaparlar. Gece ünlü sanatçıların katıldığı konser ve havai fişek gösterileri ile festivalin birinci günü sona erer İkinci gün, gündüz Düzce ve Kaynasli'da gece ise Konuralp 40 basamaklarda tüm ekiplerin katilimi ile gösterilere devam edilir. Üçüncü gün ise 18 Temmuz Kapalı Spor Salonunda düzenlenen folklor yarışması ile festival sona erer. FINDIK FESTİVALİ Her Temmuz ayinin üçüncü Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri Akçakoca Belediyesi tarafından düzenlenen festivalin ilk gününde yapılan folklor senliklerinde, her ülkeden bir ekip gösteri sunar. Festival mehter takımı ve folklor gösterileriyle baslar. Festivalin her gecesi, çağrılan ünlü sanatçılar halkı coşturarak geceye renk katarlar. Gündüzleri düzenlenen yarışma ve etkinlikler bilhassa yağlı direkten bayrak alma yarışması, oldukça ilgi görmektedir. Geceleri havaiyi fişek gösterileri ile birlikte halk konserleri düzenlenmektedir. YAĞLI GÜREŞLER Akçakoca ilçesinde her yıl Kurban Bayramının son gününde düzenlenir. Akçakoca’nın Balatli Köyünde olan bu güreşler yöre halkının konukseverliği ile dostluk ve kardeşlik havası içinde geçer. KARDÜZ YAYLASI ŞENLİKLERİ Her yıl 20 Temmuz’da Kardüz Yaylası’nda düzenlenen senliklerde halkoyunları gösterileri ve konferanslar düzenlenir. Senliğe katilim oranı çok yüksektir. Büyük daireler kurularak saatlerce horonlar tepilir. ODAYERİ YAYLASI ŞENLİKLERİ
Her yıl 8 Agustos’da düzenlenen Odayeri Yaylası Senlikleri, Güzeldere Şelalesinde düzenlenen yürüyüşle baslar. Daha sonra Odayeri Yaylası’na çıkılmasıyla senlik devam eder. Halkoyunları gösterileri esliğinde senliğe katılanlar piknik yaparlar. TARİHİ ESERLERİ KONURALP MÜZESİ: 18 Kasım 1994 tarihinde açılan, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerin sergilendiği Konuralp Müzesi’nde, 3 teshir salonu, 1 laboratuar, 2 depo, 1 konferans salonu, idari kişim ve hizmet odası mevcuttur. Müzede 1.831 arkeolojik, 456 etnografik ve 3.837 adet çeşitli devirlere ait sikke olmak üzere toplam 6.124 eser yer alıyor. Arkeoloji ve etnografya salonlarında birbirine bağlı duvar vitrinleri yer alan müzenin arkeoloji salonunda 4 adet sikke vitrini bulunuyor. ANTIK ŞEHİR PRUSIAS AD HYPIUM (KONURALP) Düzce’ye bağlı Konuralp beldesinde yer alan antik şehrin tarihi, milattan önce 3. yüzyıla kadar dayanıyor. Konuralp ilk olarak tarih sahnesine Hypios adi ile çıkıyor. doğudan batıya uzanan, Küçük Melen ve Tabak Çayları yakınında, ovada son bulan bir tepenin üzerine kurulan kasabanın adi Hypios’dan sonra Kieros olarak anılmaya başlamış. Kieros’un tarihi de tam olarak aydınlatılamamıştır. Mariandynlere ve Herekleia Devleti’ne karşı harekete geçen Bithynler, kralları 1. Prusias (M.Ö.283 - M.Ö.183)’in eliyle Sangarios’un doğusundaki Kieros’u zaptettiler. Buraya Bithyn kolonisi yerleştirerek kısa zamanda eskisine göre daha bayındır hale getiren 1. Prusias, şehri bir çok abidelerle süsledi ve tahkim ettirdikten sonra adini da değiştirdi. Böylece Kieros M.Ö. 2. yüzyıl sonlarında tarih sahnesinden çekildi. Burası Kralın adına izafeten “Prusias” ismini aldı. Bursa ve Gemlik’teki diğer Prusias şehirlerinden ayırt edilmek için bu yeni kente Prusias Pros Hypios, yani “Melen Kenarındaki Prusias” adi verildi. Prusias Pros Hypios, M.Ö. 74 yılına kadar Bithyn hakimiyetinde yaşadı. Kral, 4. Nikomedes, Philopater zamanında, siyasi çalkantılara maruz kaldı. Büyük Pontus Kralı Mithridates’in diğer Bithynia şehirleri gibi Prusias Pros Hypios’u istila ederek Pontus hakimiyetine soktu. Bithynia Kralı Nikomedes ise ölmeden önce krallığını Romalılar’a vasiyet yolu ile bıraktı. M.Ö. 74’den sonra, Roma hakimiyeti başladı. Bu devrede Prusias Pros Hypios, Latin kültürünün tesiri altında kaldı. Merkezi Nikomedia olan Bithynia Pontus eyaletinin şehri olarak ve “Prusias ad Hypium” adıyla yasayisina devam etti. Keşfedilen ve Fransız arkeologlardan Georges Perrot’nun ilim alemine kazandırdığı bir kitabeden, Prusias ad Hypium’da on iki kabile ve her birinin iki başının olduğu anlaşılmaktadır. Ekonomik hayatin Roma Çağı boyunca canlı olduğu, hemen, hemen bütün devlet reislerine ait paralardan ve mimari eserlerden anlaşılmaktadır. şehrin sembolü olan Tanrıça Tyche heykeli ve bu gün Tabak Çayı yatağında toprakla kapanmaya yüz tutan Roma Köprüsü, 3 kemerli ve 10 metre boyundadır. Prusias ad Hypium’un ilk çağlarına ait surlardan ise belirli bir iz kalmamıştır. Roma Devri, 395’de sona ermiştir. Özellikle, imparatorluğun her yerinde olduğu gibi Prusias’da da dini akımların mücadelesi görüldü. Zira Hıristiyanlık önce gizli, sonra açıkça, eski ve Roma dini inançlarına meydan okuduğu gibi mağlup etmeyi de başarabilmişti. Roma Devri’nin sonlarına doğru, bilinmeyen sebeplerden dolayı İmparator 1. Teheodosius (378-395) 384 ve ya 385’de Paphlogonia ve Bithynia Eyaletleri’nden bazı şehirleri alarak, bunlarla oğlu Honorius’un adini verdiği Honorius Eyaletini kurmuştu. Yeni düzenlemede Prusias ad Hypium da bu eyaletin sınırları içinde önemli bir şehir mevkiini koruyabilmişti. 535 yılına doğru Prusias (Konuralp), Claudiopolis’ten sonra bölgede ikinci önemli şehir oldu. Konuralp’de bulunan Hac işaretli mezar mermerleri de bu devre ait arkeolojik kalıntılardandır. 395’de Büyük Theodosius öldü ve Roma İmparatorluğu resmen doğu ve Bati olmak üzere ikiye bölündü. Bu dönemde Prusias ad Hypium da doğu Roma İmparatorluğu sınırlarında kaldı. Düzce, Osman Gazi’nin Beyliği sırasında Türk hakimiyetine katildi. Orhan Gazi’nin mahiyetinde Geyve, Alp Suyu, Karacebüs hisarlarını fetheden Konur Alp, Akçakoca ve Abdurrahman Gazi, Bizans devrinde Regio Tarsia adi verilen Akova’ya akınlara başladı. Konuralp, Bolu topraklarına karsı bir sefer düzenlemiş, Düzbazar’i ele geçirdikten sonra da, simdi yeri hala belirlenemeyen Uzunca-Belde Bizanslılar’la iki gün vuruşmayarak beklemiş ve arkasından son darbeyi vurmuştur. Osman Gazi, Düzce Pazarı (yani ovayı) ve Bizans Prusias’ini, Konur Alp’in yönetimine verdi. 14. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren bu bölge Konur Alp ili ve kısaca “Konrapa” diye anılmıştır. KONURALP’TEKİ TARİHİ ESERLER ANTİK TİYATRO(40 BASAMAKLAR) Konuralp’in etnik zenginliğini gösteren en önemli kalıntılarından biri de tiyatrosudur. Halk arasında 40 Basamaklar olarak da bilinen antik tiyatro, M.S. birinci yüzyıla kadar yöreye hakim olan Prusias Kralligi döneminin sanatsal zenginliğini gösteren en canlı eserler arasındadır. Adi her ne kadar 40 Basamaklar olarak anılsa da, tiyatro ilk zamanlarından bu güne, sahnesi yıkılmış, oturma kademeleri ise yarı, yarıya yok olmuş bir eser olarak kalmıştır. Tepenin üst kısmına yaslanmış olarak duran tiyatro, yari daire seklinde olup, iki ucu kesilmiş , oturma kademeleri yari daireden daha kısa bir sekil almıştır. Güneye bakan tiyatronun uzunluğu 100 metre, genişliği ise 74 metredir. Beyaz, sağlam ve mahalli güzel kalkerli taslardan yapılmıştır. Üst kısmındaki oturma kademelerinin yarısı iyi korunabilmiş durumdadır. Aslan pençeleri ile süslenmiş olan oturma kademelerini bölümlere ayıran yedi merdiven bulunuyor. Sahne binası büyük dikdörtgen seklinde olan tiyatronun, sağda ve solda bir koridora açılan kemerli geçitleri ile orkestranın bulunduğu kesime geçiliyor. Kemerlerden yalnızca en sağdaki, yari daire seklinde ve örtülü olanı bugüne kadar ayakta kalmıştır. Sahnenin önündeki üç büyük kemerli kapıdan ise bu gün yalnızca biri sağlam olarak duruyor. Cephede korniş altında büyük harflerle yazılı Yunanca kitabeden ise küçük bir parçası bugüne kadar muhafaza edilebilmiştir. yaklaşık 2000 yıllık tiyatronun Alanı içinde kalan yapıların istimlak edilmesi, Konuralp Belediyesi tarafından çevre düzenlemesi ve aydınlatmasının yapılmasından sonra düzenlenen çeşitli etkinliklerle yeniden canlandırıldı. Antik Tiyatro son yıllarda düzenlenen festival ve konserlere de ev sahipliği yapıyor. MERMER KÖPRÜ Konuralp’in batısından geçip, Eftendi Gölüne dökülen Tabak Deresi üzerinde; Akçakoca yolu ile Çilimli yol ayrımındaki mermer köprünün bu gün yalnızca 10 metrelik üç kemeri görülebiliyor. Beyaz mermer bloklardan ve hiç harç kullanılmadan yapılmış olması köprünün en büyük özelliği olarak tanımlanıyor. Akçakoca Yolu Konuralp çıkısında bu gün kullanılmakta olan yeni köprünün arkasında kalan tarihi mermer köprünün, 50 yıl kadar önce, halen faaliyette olan yeni köprü yapılıncaya kadar kullanılmış olduğu biliniyor. Ancak ne zaman ve nasıl yarısının yıkıldığı konusunda kesin bir bilgi yok. yarısı yıkılmış olmasına rağmen bu gün bile tas yapısı bozulmamış olan köprünün de M.S. birinci yüzyıla ait olduğu sanılıyor. Kısa bir süre öncesine kadar çevresindeki evlerin bahçesinde kaybolan köprünün yoldan ancak bir bölümü fark edilebiliyordu. Akçakoca yolu üzerinde sürdürülen yol genişletme çalışmaları kapsamında dere üzerine yapımına başlanan ikinci köprünün kazıları sırasında tarihi mermer köprü de çevresi açılarak gözler önüne çıkartıldı. MOZAİKLER İlk olarak 1959 yılında Konuralp şehir merkezinin güneyinde, Akçakoca yolu kenarında Eski Roma Yolu olduğu tahmin edilen kanal mevkiinde tesadüfen iki büyük ve önemli mozaik bulunmuştur. Daha sonra bu mozaiklerin bulunduğu alanda İstanbul Arkeoloji Müzeleri adına kazı yapılmıştır. Mozaikler o tarihte yeterli ödeneğin olmaması nedeni ile çıkartılamamış ve üzeri yeniden kapatılmış. 1997 yılında Konuralp Turizm Tanıtma Derneği tarafından başlatılan girişimler sonucunda Kültür Bakanlığı’ndan izin alınarak Bolu Müze Müdürlüğü’nün gözetiminde mozaik için yeniden kazı başlatıldı. 1959 yılında bulunan ve üzeri kumla kapatılan mozaikler ortaya çıkarıldı. 40 metrekarelik mozaik zeminde lir çalan Orpeus, çevresinde hayvanlar ve dört kösesinde dört mevsim tasvirli kadın bası figürleri bulunuyor. Diğer mozaikte ise Achilleus ve annesi Thetis’le ilgili ve bir sahne resmedilmiştir. Mozaik zeminin M.S. 1. yüzyılda Roma Devri’nde yasayan zengin bir Romalı’nın evinin salonuna ait zemin döşemesi olabileceği tahmin ediliyor. SURLAR Roma çağına ait olan kale duvarlarından hiç bir kalıntı görülmüyor. Ancak, M.S. 253-268 yıllarında İmparator Gallienus zamanına ait sikkede, Prusias-ad-Hypium’un iki kuleli şehir kapısının tasviri görülmekte. Bizans Çağı surlarının 200 metrelik bir kısmi ise hala ayakta. Bu surlar, Akçakoca Yolu kenarında, Antik köprünün bulunduğu yerin tam karşısından başlayarak Hamam Sokağı’na kadar devam ediyor. Evlerin bahçelerinde kalan surların bir kısmi bugün kimi yerde evlerin temelini kimi yerde de bahçe duvarlarını oluşturuyor. Yine şehir merkezinin güneyinde; Düzce’den gelen ana caddenin sağında Antik tiyatroya uzanan dar bir yol üzerinde bulunan ve “Atlı Kapı” adi ile anılan bir Kapı bulunuyor. Sokağa da adini veren Atlı Kapının ikinci defa kullanılmış olan mahal tastan büyük bir lentosun bulunuyor. Üzerinde at tasviri ve Yunanca bir kitabe bulunan taşın, bir Prusias vatandaşı tarafından annesine mezar kitabesi olarak yapıldığı sanılıyor. Surlar buradan itibaren bir süre daha güneydoğu istikametine doğru devam ediyor ve kare seklinde bir kule ile son buluyor. Kale duvarları, bir biri üzerine konan kitabeli sunaklar, kaideler, tiyatroya ait oturma kademeleri ve büyük bloklarla yapılmış. Bizans dönemine ait olan surların büyük bir kısmi yarı, yarıya toprak altında kalmış. Toprak üstünde bulunanlar ise ya evlere temel taşı olarak ya da bahçe duvarı gibi çeşitli amaçlarla kullanılıyor. diğer tarafta şehrin yüksek kısmında, akropolde, Osmanlı dönemine ait surlar bulunuyor. Bu surların bulunduğu çevrede yörenin meşhur ağası Topçuoglu Ailesi’nin konağının bulunduğu belirtiliyor. SU KEMERLERİ Sehrin eski su tesisatından kalma 11 tane istinat ayağı, akropol tepesi ile Kemer Kasım Köyü yolu üzerindeki tepeler üzerinde sağlam olarak duruyor. Üzerinden geçen su kanallarını taşıdığı sanılan su tesisatı moloz tas ile yapılmış. Tesisat kimi kaynaklara göre Osmanlılar dönemine, kimi kaynaklara göre ise daha eski dönemlere ait olarak belirtiliyor. Su tesisatının 500 metre kadar doğusunda, Çan Kule denilen yerde kitabeli bir lahit ile mozaik döşeme kalıntıları ve kilise olması muhtemel bir harabe mevcut. HEYKELLER Konuralp’den çıkarılıp 1901’de İstanbul müzesine alınan diğer heykeller de Laternan Müzesindeki Sophocles tipi, kumaş katları sade giyimli bir erkek heykeli ile Helenistik bir tipin Roma Çağında (M.S. 2. yüzyıl) yapılmış bir kopyası olan oturan mermer kadın heykelidir. 1949 yılında Konuralp’in Sarafiye mevkiinde bulunan ve M.S. 3. yüzyıla ait Mermer Çocuk heykeli de yine İstanbul Müzesine gönderilen eserler arasında. Milo Venüsü tipinde Venüs heykelciği, mermerden yapılmış ve sandalını çözen Afrodit Heykeli, M.S. ikinci yüzyıla ait çok sayıda küçük plasto baslığı, duvarlar önünde; zırhında çelenk tutan iki zafer ilahesi ile süslü olan bir Roma imparatorunun zırhlı heykelinin parçaları da bölgeden çıkan önemli eserler arasındadır. TYCHE HEYKELİ 1931 yılında bulunan ve halen İstanbul Arkeoloji müzesinde sergilenen; 2.60 metre yükseklikteki heykel Bereket Tanrıçası Tyche’yi tasvir etmektedir. M.Ö. 4. yüzyıldaki heykeltıraşlık mekteplerinin tesiri altında, M.S. 2. yüzyılda yapılmış olan bu büyük heykelle birlikte bir de, üzerinden 10 satirlik kitabesi bulunan heykel kaidesi ortaya çıkarılmıştır. şehrin sembolü olan Tanrıça Tyche’nin sol eli çeşitli meyve ve toprak ürünlerinden meydana gelen bir bereket boynuzu tutmakta. Ayni kolu üstünde ise elinde üzüm salkımı ile bir çocuk bulunmakta ve basında da bir taç bulunmaktadır. ANTONINUS PIUS BÜSTÜ 1991 yılında, Konuralp’in güneyindeki bir tarlada Roma İmparatoru Antonius Pius’un (M.S. 138-161) büstü bulunmuştur. Büst Konuralp Müzesi’nde sergilenmektedir. LAHİT Konuralp’in batısındaki Tepecik Nekrapolü’nde 1937 yılında bulunmuştur. Eser, Konuralp Müzesi bahçesinde sergilenmektedir. Mermerden yapılan bu eser 1.20 metre yükseklik, 1.22 metre genişlik ve 2.47 metre uzunluğa sahiptir. Lahitin tüm yüzeyinde kabartma boğa baslarıyla birbirlerine bağlanan girlandlar içinde rozet ve insan başları islenmiştir. Ön yüzde, içinde kitabesi olmayan bir tabula ansata ile altta aslan, kartal, yaban domuzu ve balıkçıl kuşu tasvirleri bulunmaktadır. Lahit M.Ö. 1. yüzyıla tarihlendirilmektedir. MEZAR STELLERİ VE HEYKEL KAİDELERİ Genellikle dikdörtgen prizma seklinde ve altı üstü profilli olan bu eserler; üzerinde yer alan kitabeleri ile antik Konuralp hakkında önemli bilgiler vermektedir. Şehirde çok sayıda ele geçen mezar steli ve heykel kaideleri Konuralp Müzesi bahçesinde sergilenmektedir. Konuralp Hamamı Konuralp Beldesinde bulunan Hamamın dışında her hangi bir kitabe olmaması nedeni ile hangi döneme ait olduğuna dair kesin bir bilgi yoktur. Ancak, şehrin Fatihi Konur Alp tarafından tesis edildiği rivayetler arasındadır. Güney dış duvarı büyük mermer antik bloklarla yapılmış olan bina şehrin en eski Türk yapısıdır. Konuralp Camii Düzce’ye bağlı Konuralp Beldesinde bulunan Konuralp camii 14. yy’da yapıldığı ve yüz yıl kadar önce Dilaver Ağa isimli bir şahıs tarafından onarılarak bugüne kadar korunabilmiştir. Caminin eski bir kilisenin yerine yapıldığı, altından çıkan kiliseye ait olduğu sanılan mermer taban döşemelerinin kaldırılarak müzede koruma altına alındığı edinilen bilgiler arasındadır. Konuralp Hamamı Konuralp Beldesinde bulunan Hamamın dışında her hangi bir kitabe olmaması nedeni ile hangi döneme ait olduğuna dair kesin bir bilgi yoktur. Ancak, şehrin Fatihi Konur Alp tarafından tesis edildiği rivayetler arasındadır. Güney diş duvarı büyük mermer antik bloklarla yapılmış olan bina şehrin en eski Türk yapısıdır. Akcakoca - Kaynasli - Yigilca - Golyaka - Cumayeri - Gumusova - Cilimli |
|
|