|
|
Merhaba millet, en baştan söyliyim, bu hafta gerçekten süper bir kamp yaptık.Benim ilk çadırlı kamp tecrübem oldu, çadırsız kamp olurmu demeyin, olmaz tabi, bundan önce yaptıklarım kamp değilmiş zaten : ) . Mekanımız düzce ve bolu arasında iller tarafından bir türlü paylaşılamayan bir yaylaydı, pürenli yaylası.
Kamp serüvenimiz sabah 7. 30 civarinda 2 araba ile düzceye doğru yola koyulmamızla başladı.kinowa abi nin arabada serap hanim, exsen56 ve sonbahardaask abi vardi, başkanın arabada ise sunshine , benimist ve ben.
Yolumuz düzce'ye kadar yaklaşık bir buçuk saat kadar sürdü, kinowa abi bize yolu tarif etti, sonra kendisi tarif ettiği yolu kaybetti :) , hafif bir kaybolma durumundan sonra dostdoğa‘ ın evini bulduk ve onuda yanımıza aldık. Ben hariç arabaya tüm kızları toplamış olan başkanımız dostdoğayı da kaptırmadı, buna karşılık kinowa abi de dostdoğ'nın yaptığı nefis sigara böreklerini kaptı :). Aslında iki gurup arasında bu hoş çekişmenin öncesinde de kinowa abilerin çay keyfi, bizim otoyol parasını ısmarlamaları, benimist arabalarına alamayışları gibi anlatacak cok keyifli olaylar oldu fakat konumuzu çok dağıtmamak için kamp yolunda devam ediyorum :).
Önce gimaya uğrayıp içeceklerimizi aldık, sonra yolumuzun üstünde olan dostdoğanın köylerine uğradık, küçük oğlu berke , annesi ve babası ile tanıştık. Dalından meyve yemeye hasret kalmış insanlar olarak onların bahçesine daldık. Benimist nerden buldu ise bir bahçıvan önlüğüne taze biberleri dolduruyordu, bizlerde teyzemin ikram ettiği daha önceden toplanmış kızılcıklardan yedik ve hayatımdaki en lezzetli bögörtleni de orda yedim.
Onlarla vedalaştıktan sonra köyün süpermarketinden kalan ihtiyaçlarımızı tamamladık ve yaylaya doğru yola koyulduk. Yaklaşık 1 saat sonra 12 civarı yaylaya vardık, ama hakkaten yayla yani , daha gelir gelmez muhteşem görüntüsü ile bizi etkiledi. Kendimize ağaçların yakınında çeşmesi olan düz bir kamp mekanı seçtik.
Düzcede doğa sporları diyince tüm kurumlar tarafından akla ilk gelen kişi dostdoğa, başkanımız için hazırlatmış olduğu Trekist başkanlık belgesini verdi. Hemen ardından ise gurubun yaylada ki tüm sorumluluğunun kendisi üzerinde olduğunu gösteren vali, jandarma, belediye, basın yayın kuruluşları ve hatta AB ve BM onaylı belgeyi çıkardı :). Yayladaki orman şefi bize hoşgeldin için geldi, kamp için gerekli uyarıları yaptı.
İşe çadırlarımızı kurmayla başladık, tam 6 çadırımız vardı. Ben normalde biliyorum nasıl çadır kurulduğunu, ama bu seferlik çadır kurma işini daha iyi öğrensin diye benimis'te bıraktım:).Çadırları kurduk eşyaları yerleştirdik, birde uzun bi yol, baya bi acıkmıştık. Bayanlar sofrayı kurdular Dostdoğa'ın nefis sigara börekleri ve kızartması tabaklara servis yapıldı, köyden alınan yoğurtta koyulunca, of of, harikaydi.
Yeniden enerji yüklenen trekist yerinde duramadı tabi, herkesin onaylamasıyla söyle bir gezelim ve yaylamızı fetedelim dedik. Çadırların arkasında yükselen ormana daldık, önce bir patika vardı izlediğimiz, gurup bu çok sade bir yürüyüş olacak diyince yolu terkedip ağaçların içinden yürüyüşe devam ettik. Orman derinliklerine girdikçe üzerinde yürüdüğümüz kurumuş yapraklardan oluşan halı daha bi yumuşaklaşmaya başladı. Hayatımda gördüğüm en sık ormandı diyebilirim. Ağaçlar çok uzun ve çok muntazamlardı, yayladaki köylülerin koyun ve inekleri dışında pek bi hayvan göremedik. 2 saatlik bir yürüyüşten sonra vadinin diğer ucundaki yaylaya vardık. İki kenarında ağaçlar yükseliyordu ve ortasında kıvrılarak akan ufak bir dere, resmen filmlerden çıkmaydı. Burada dinlendikten sonra vadi içinden kendi yaylamıza doğru yola koyulduk.
Yürüyüşümüz oldukça güzeldi, gerçi sonbahardaask abiyi kesti diyemem, o tam bir treking adamı. (ertesi gün öğlene kadar uyudu ama anlamadım yani :)) Dinlendikten sonra güneş batmaya başladı , yaylanın her bir saati ayri bi güzeldi, yemekten önce şaraplar açıldı ve eşsiz bir doğa güzelliği içinde gün batımına karşı bu güzel birlikteliği sağlayan herşey kutlandı.
Vee iste beklenen an, yeniden yemek, insanın temiz havada karnı daha bi acıkıyor, şimdi bunları yazarken bile acıktım. Kamp ateşi yakıldı ve exsel56 usta köyden torpilli olarak aldığımız et ve tavukları pişirmeye başladı, bayanlar, Serap hanım, dostdoğa, benimist ve sunshine sofrayı hazırladılar, harika bir akşam yemeği yedik. Hava da güneşin kaybolması ile soğumaya başladı, kışlıklar giyildi ve ateş etrafında sohpetler başladı. kinowaabi eski anıları ile bizi gülme kramplarına soktu. Hepimiz bu sıcak ortamda birbirimizi daha iyi tanıma fırsatı yakaladık. Bir ara sabah bizi ziyaret eden orman şefi sohpetimize katıldı, orman ve doğal yaşam hakkında , bulunduğumuz ortamda çok fazla vahşi hayvan olmadığı hakkında , bilgiler aldık. Gece 12 gibi herkes sırayla çadırına çekildi ve ben doğanın gece yüzü ile tanıştım :), hakkaten çadır baya bi soğuk oluyomuş, acemi bir kampçı olarak sabahı zor ettim.Gece boyunca herkes çiçek toplamak ve biraz ısınmak için uyandığından ateşimiz hiç sönmedi, sabah 6 gibi beninmistle birlikte gönülü ateşe koyduk (tanımayanlar için gönül kinowa abinin çaydanlığı), gün doğumundan önce sıcak birer bardak çorba içtik ve zarifeye çay koyup demledik, ( zarife de demlik :) ). Benimist yatmaya gitti, bende gün doğumuna karşı çay içtim ve ekmek kızartıp yedim.
Diğer arkadaşlarda kalktıktan sonra eşsiz bir yemek faslı daha başladı. Serap hanım yayladaki köylülerden taze süt ve peynir getirdi, yine sofra kuruldu ve sıkı bir kahvaltı yaptık. Canımız yine yürümek istiyorduk, bu seferde yaylanın diğer tarafındaki ağaçlar arasına daldık, kısa bir yürüyüşten sonra sohpet ederek yaylaya döndük, çerezler ve akşamdan kalan içkilerimizi içtik. Saat 5 gibi dönüş yoluna koyulduk, bu sefer dağ yolundan aşşağı doğru gittiğimiz için biraz daha rahat bir yolculukla köye vardık, atlamadan söyliyim, yoldaki erik ağaçlarından da erik aldık :) yedik. Köyde akşam yemeği için bir alabalık tesissinde kiremitte kaşarlı ve mantarlı harika bir ziyafet çektik, ben yemeyi çok seviyorum sanırım :), raporun yarısı yemek hakkında oldu, temiz hava kesinlikle iştah açıyor.
Berke ve dostdoğa annesi ile vedalaştıktan sonra dönüş yolu için yeniden arabalara atladık, dönüş yolumuz otoyol çalışması yüzünden biraz daha uzun oldu, akşam saat 9 civari istanbula vardik ve bir bir önümüzdeki haftaki faliyette buluşmak üzere evlere dağıldık.
Hepinize çok teşekkürler arkadaşlar.
Katılanlar-erkan-serap-seasky-sunshine-kınowa-benimıst-sonbahardaask-exsen56-dostdoğa
Merhaba arkadaşlar
Bu hafta kamp raporunu yazmayı ben üstlendim (yalana bak) :). Tamam itiraf ediyorum,kamp dönüşünde başkanımız yılmaz benim yazmamı istedi bende emrin başım üstüne deyip yazıyorum... İstanbul 'da saat 7:30 gibi iki araba yola koyulduk.İlk durağımız Düzce idi. Burada iki kişi daha gurubumuza katıldı( Yurdanur ve minik kapmçımız Berke) Toplam 4,5 saatlik
yolculuktan sonra nihayet topuk yaylasına geldik. (Gerçekten çoookk güzel bir yer) Bütün kamp yapacak arkadaşlara tavsiye ediyorum çadırınızda yoksa sorun değil çünkü göl kıyısına yakın yerlerde bungolow tip yerler var oralarda konaklayabilirsiniz... Bu arada duyduğuma göre ücretsizmiş Kısa bir yer araştırmasından sonra gölden biraz Akşam kamp ateşi için arkadaşların odun toplamaları,göl kıyısına iki kere yürüyüş yapmaları, orkun'la serap'ın tango gösteri görülmeye değerdi sanırımmm (Böyle diyorum çünkü o saatlerde ben uyuyordum :). (Daha neler kaçırdım Allah bilir, bir daha uyumak mı tövbeeeeee..:) ). Akşam yemeğimiz benim katıldığım faaliyettekiler gibi yine harika geçti, yine türküler söylendi, kulübümüzün geleceği hakkında yapılan konuşmalar, Pelin'in arada bir çince kelimeler söyleyişi, yatarak yıldızları seyretmemiz (hayatımda görmediğim kadar yıldız kaymasına şahit oldum, bu seferde hayvan sesi duyamadık yaa bu benim kadersizliğim mi ne :)
Son olarak sunu söylemek istiyorum,harika bir grupla harika bir hafta sonu yaşadık... Katılanlar : Yılmaz-Alev-Funda-İbrahim-Aynur-Pelin-Berke-Yurdanur-Orkun-Serap Haftaya görüşmek üzere.......
Diğer etkinlikleri takip etmek için www.trekist.com |
|
|